Home » Tedavi Hizmetlerimiz » Ağız Diş ve Çene Cerrahisi

Ağız Diş ve Çene Cerrahisi

Diş Çekimleri
Gömülü Dişler
Çene Eklemi Hastalıkları

Çene Eklemi Hastalıkları

Temporomandibuler eklem (TME); kulağın önünde, kafa kaidesiyle alt çenenin kondil başının yaptığı bir eklemdir. Alt çenenin açma, kapanma, öne, sağa, sola, kaydırma hareketlerini yapmasını sağlar. Eklem; kafa kemiği, kondil başı, disk, kapsül, kas ve ligamentlerin oluşturduğu kompleks bir yapıdır. Dolayısıyla eklemi ilgilendiren rahatsızlıklarda tüm bu yapıların ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.

Eklem hareketleri sırasında klik ve/veya sürtünme sesleri duyulabilir. Bazen bu sesler ağrı ve fonksiyon kaybı olmaksızın hastaya şikayet vermeyebilir. Ancak ağrı şikayetleri ve ağız açıklığında kısıtlanma başladığında eklem muayenesinin yapılması kaçınılmaz olur. Psikolojik sorunlar ve stres eklemi çalıştıran kaslar üzerinde gerilimlere neden olabilir; diş gıcırdatma, diş sıkma gibi alışkanlıklar eklem ağrılarına sebep olabilir. Muayene sonucu eklem diskinin fonksiyon bozukluğu tespit edilmişse diski orijinal yerine konumlandırıcı ağız içi apareyler (gece plağı) yapılıp belli bir süre istirahat halindeyken hastanın kullanması istenebilir.

Eklem içi bozukluklarının tanı ve tedavisi için artroskopik inceleme gerekebilir. Bazı olgularda artroskopi öncesinde eklem içinin yıkanmasının (artosentez) faydalı olabileceği öngörülmektedir. Artrosentezin, artroskopiye göre daha basit ve risksiz bir girişim olması nedeniyle son yıllarda eklem hastalıklarının tedavisine medikal tedavinin yetmediği inatçı oldularda yüz güldürücü sonuçlar sağladığı bildirilmektedir.

Çene Kırıkları

Çeneler ve yüzü oluşturan kemikler (maksillofasiyal bölge); trafik kazası, spor kazaları, kişiler arası şiddet ve iş kazaları ve benzeri nedenlerle travmaya maruz kalıp kırılabilir. Tipik olarak yüz yaralanmaları; yumuşak doku yaralanmaları (deri ve dişeti), kemik yaralanmaları (kırıklar) veya özel bölgelerin yaralanmaları (göz, fasiyal sinir veya tükürük bezleri gibi) şeklinde sınıflandırılabilir. Yüz yaralanmaları hastada, fiziksel travmaya olduğu kadar duygusal travmaya da neden olabilir. Bu nedenle daha dikkatli bir şekilde ele alınmalıdırlar. Hastanın görümünü de hem travmadan hem de tedavinin sonucundan etkilenebilir.

Yüz kemiklerinde oluşan kırıkların tedavisi vücudun diğer bölgelerindeki kemik yaralanmalarına benzemektedir. Tedavi yönteminin seçimi; kırığın yeri, şekli, kırık sayısı, yaş ve genel sağlık durumu gibi hasta ile ilgili bazı faktörlere göre değişiklik gösterir. Esas olarak temel kırık tedavisi; kemik parçalarının bir araya getirilip en az 3 hafta hareketsizliğin sağlanmasıdır.

Kol ve bacak kırıklarında, alçıya alınarak bu bölgeler hareketsiz hale getirilip sabitlenerek düzgün bir iyileşme sağlanmaktadır. Bu işlemin yüzde ve çene kemiklerinde uygulanması mümkün olmadığı için; çene-yüz kırıklarının stabilizasyonunda (kemiklerin karşı karşıya getirilip hareketsizliğinin sağlanması için) başka yöntemler geliştirilmiştir. Örneğin; alt ve üst çenenin dişler aracılığı ile tellerle birbirine bağlanması bu yöntemlerden biridir. Alt ve üst dişlere çepeçevre teller bağlandıktan sonra; her iki çene birbirine bağlanmak (intermaksiller fiksasyon) zorunda kalabilir. Bu yaklaşık 3 haftalık bir süreçtir. Bu şekilde hasta ağzını açamayacağı için sıvı gıdalarla beslenebilecektir. Nisbeten eski bir yöntemdir.

Çene yüz kırıklarını en iyi şekilde tedavi ve stabilize eden diğer bir cerrahi işlem ise kemiğin kırılmış parçalarının tam karşılıklı getirilerek birbirine küçük titanyum plak ve vidalarla sabitlendiği yöntemdir. Bu tedavi tekniği iyileşmeyi sağlamakta ve ihtiyaca göre çenelerin birbirine bağlanmasına da izin vermektedir. Bu yönteme rijit fiksasyon adı verilmektedir. Çeneler izin verdiği ölçüde immobilizasyon (hareketsizlik) bu plak ve vidalarla yapılmaktadır. Bu şekilde hem iyileşme sağlanmakta hem de hastanın alt ve üst dişlerini birbirine bağlatma sorunu taşımadan fonksiyonlarına devam etmektedir.

Dişlerin ve çevre dokuların yaralanması:

Travmadan sadece dişler etkilenmiş; kemikler sağlam kalmışsa; yaralanmanın derecesine göre çeşitli tedaviler düşünülebilir. Yerinden oynamış veya tamamen yerinden düşmüş dişin tekrar yerine yerleştirilmesi mümkün olabilir. Bu çeşit yaralanmaların bir kısmı çeşitli splintlerle tedavi edilmektedir (bağlayarak veya dişleri birbirine yapıştırarak stabilize etmek). Eğer diş yerinde tamamen çıkmamış, sadece oynamışsa; dişi yuvasında tutan lifler bağlı veya canlı olduğunda dişin yerine yerleştirilmesi başarılı olabileceğinden asla sallanan diş çekilmemelidir. Yaralı dişin saklanamadığı veya tedavi edilemediği durumlarda, kayıp dişlerin yerine dental implantlar yerleştirilebilir.

Travma nedeniyle dişlerin kırılma, çıkma ya da yerinden oynamaları, yaygın bir yaralanmadır. Eğer diş tamamen yerinden çıkmış ise dişin canlılığını koruduğu süre boyunca yerine yerleştirilebileceğini hatırlanmalıdır. Diş, yuvasına ne kadar erken yerleştirilse dişin yaşama şansı da o kadar çok olacaktır. Bu yüzden hasta olabildiğince çabuk bir çene cerrahına gitmelidir.

Diş, ovalamadan sade su ile yıkanıp aşağıdaki koşullardan birinde saklanmalıdır:

Eğer hasta uyanık ve dikkatli ise diş hekimine gidinceye kadar dişi, ağızda dil altına saklamak da uygun bir seçimdir. Alternatif olarak soğuk süt, tuzlu su, su (kaynamış, ılımış) kullanılabilir. İdeal olarak diş veya dişler yuvalarına sağlam bir şekilde yerleştirilmelidir. Genellikle dişler reimplante edildikten sonra (tekrar yerine yerleştirildikten sonra) komşu dişlere splintlenerek veya braketlenerek (özel tellerle bağlanarak), ağızda tutulurlar. Bazen dişleri tutan kemik (alveolar proçes) de kırılmış olabilir ve ortodontik braket benzeri tellerle sabitlemek gerekebilir. Eğer diş yerinden oynamış fakat avulse (yerinden çıkmak) olmamışsa ve dişlerin kapanışı uygunsa, dişler konumu düzeltilip splintlenebilir. Birçok koşul altında bu gibi yaralanmalarda iyi saklanmış ve hızlı reimplante edilmiş olmak kaydıyla, mükemmel tedavi sonuçları elde edilmektedir. Avulse dişlere ilk iyileşme döneminin ardından diş kaybını önlemek amacıyla endodontik tedavi uygulanmalıdır. Dişin yuvasının dışında geçirdiği zamanın, yerine tekrar kaynaması veya kaybedilmesi açısından önemli olduğu hatırlanmalıdır. Dişin soket dışında geçirdiği süre iki saatin üzerine çıkarsa en kesin tedavilerle bile ağızda tutulması mümkün olmayacaktır. Eğer diş kaybedilirse; boşluk, implant veya köprü protezi ile kapatılabilir.

Kökucu Rezeksiyonu

Apikal rezeksiyon, dişin kemik içinde bulunan kök ucundaki iltihaplı kısmın cerrahi olarak alınmasıdır. Kök ucunda, iltihaplı bir alan görüldüğünde ilk yapılacak işlem kanal tedavisidir. Fakat bazen kanal tedavisi bu iltihabın giderilmesinde tek başına yeterli olamaz ve hastanın şikayetleri devam eder. Böyle bir durumla karşılaşınca cerrahi olarak hasarlı dokunun ve kök ucunun alınması gerekir.

 

Çene Kistleri

Çene Kistleri

Kist, merkezden çevreye genişleyerek büyüyen, çeper ile çevrili patolojik bir boşluktur. Kistlerin büyürken oluşturdukları başınç komşu dişlerin köklerinde rezorpsiyonuna neden olur, çok fazla büyüyen kistlerde komşu dişlerin kaybı görülebilir.

Kistler Nasıl Meydana Gelir?

Kistler, embriyolojik gelişim sürecinde dokular içine yerleşen hücre artıklarından gelişebildikleri gibi, enfekte kök kanalından gelişen irritasyon sonucu kök ucu bölgesinde meydana gelen patolojik değişiklikler ile veya kök ucunda kistik lezyonu bulunan dişlerin çekimi sonrası çene kemiğiiçinde bu lezyonun kalması sonucunda da gelişebilir.

Kist Ameliyatları

Kist ameliyatlarında temel ilke tüm kistin çeperi ile birlikte çıkarılmasıdır. Kist lezyonu ile ilişkili olmayan komşu diş kökleri korunmalı ve kist içerisinde bulunan dişlerin apikal rezeksiyon yöntemi ağız içerisinde kalması sağlanmalıdır. Bazı kist tiplerinde kistin kendi oluşturduğu başınçla ittiği ve gömük kalan dişlerin sürmesinin (çıkmasını) sağlamak amacıyla kist içerisine diren yerleştirilir. Bu diren her hafta değiştirilerek kist içindeki başıncın azaltılmasını, kist çevresinde yeni kemik oluşumunu ve gömük kalan dişlerin sürmesini sağlar. Kist tedavisinin fonksiyonel veya estetik sorunlara yol açmaması gereklidir. Bu nedenle büyük kist boşluklarının uygun kemik greftleri (kemik tozu) ve membranlar(bariyer) ile rekonstrüksiyonu gereklidir.

BaskentSOFT